|
Duydum
ki genç arkadaşlar telaşlı bir hazırlığın içerisinde
imişler. Doğal olarak her hazırlık bazı sıkıntıları
da beraberinde getirir. Asık suratlara, dalmış gözlere,
"dört cami arasında bînamaz" misali şaşkın
şaşkın dolaşanlara, ne işe yarayacağı pek belli olmayan
plan ve programları soluksuz inceleyenlere, "eli
işte gözü... nakışta" olanlara, "hah, bunlar
da bu işi başarırlarsa... aha şuraya yazdım diyen "eli
boşlar"a, "bir de başımızdan bu çıktı"
diyenlere, şenliğin hayaliyle kendinden geçmiş mecnunlara,
içten içe kıskananlara, eteği tutuşanlara, herkes adına
"şenliğin neşeli ve başarılı geçmeme ihtimalini"
kara kara düşünerek elindeki çöple toprağı karıştıranlara,
bu arada _olmaz ya haydi, _ heyecan ve neşeden dört
köşe olanlara, elhasıl gençlerin- kelimenin tam anlamıyla-
binbir çeşit deli_kanlılıklarına şahit olabilirsiniz.
Aman arkadaşlar, -aman ha!- şenlik yapalım derken hazır
neşemizden de olmayalım sakın!Sonra n'aparız biz sizsiz?!
Altı üstü, sizin, benim gibi "bâdem"e muhtaç
iki âdemin "başının altından çıkan" bir şenlik
bu. Hem şenliğe eğlenmek için gidilir ya Hû!
Haydi
bakalım! Sarılın kalemlerinize, yürüyün cenge (afedersiniz,
ecdadınıza rahmet; şenliğe diyecektim, şenliğe). Yaratıcının
lütfu engindir. Hem unutmayın "güzel gören güzel
düşünür" arkadaşlar, "güzel düşünen de hayatından
zevk alır".
Size
gülmüyoruz, sizinle gülüyoruz.
Bol ışıltılı gözler.
akıl hocanız
akil akıldane
|