|
|
"Kendi Düşen Kendi Kalkar":
4N FORMÜLÜ |
| ali ömer akbulut |
| ::::.....::::::......::::::.....::::: |
Gelin dostlarım
Henüz vakit çok geç değil
Yeni bir dünya arayalım
Bunun için gün batımına dek uzanalım.
Gücümüz yetmese de
Yeri göğü sarsmaya
Yine de sahibiz gerekli cesaret ve isteğe.
Zaman ve acılar bizi zayıflatsa da,
İrademiz yeterlidir,
Çabalamaya, aramaya ve bulmaya
Ve asla pes etmemeye.
James Joyce, Ulysses'ten
|
| |
Çoğu zaman çok çalıştığımız halde bir türlü istediğimiz başarıya ulaşamayız. Herkes ne yapıyorsa biz de onu yapıyoruzdur oysa; "çok çalışıyor"uzdur. Durmadan soru çözeriz, "örnek soru çözümlü" testleri yaparız; yok bir türlü olmaz. Hep planlar yapar, olmadı "yeni planlar" yaparız, yok yine olmuyor. Bir de ah şu heyecan ve kaygı, "ne deceğiz bunları bilmem". Ha bir de hep şu var ya: "ya bir de kazanamazsam?!" Bunları çözmek için didinir dururuz ama hep sorunun kendisinde, ona yolaçan şeylerde odaklaşmak yerine; sorunun belirtilerinde, geçici sonuçlarında aranıp dururuz. Kök sorunlarla / sorunların kökeniyle ilgilenmemiz gerekirken gölgeyle oyalanıp dururuz. Dururuz da hep durduğumuzu, yerimizde saydığımızı da hemen unuturuz; "amma da hızlı yürüyorum ha" vaziyetlerindeyizdir. Nedendir bu. Ne yapmalı? Doğuştan sahip olduğumuz, insan oluşun doğasını oluşturan özelliklerden kimini zamanla yitirir ya da kullanamaz hale gelebiliriz. Çocukları gözlemlemek, onlarda hâlâ taptaze varolan, biz de olmayan şeyleri bularak işe başlayabiliriz. Hemen burada bizi özellikle ilgilendiren bir tanesini söyleyelim. Çocuk müthiş bir sorgucu, sorgulayıcıdır. Sonuna kadar sürdürür bunu. Sorguladığı şeyi tam anlayıncaya, ona tamamen hakim oluncaya kadar sürdürür bunu. İşte bizim büyüdükçe yitirdiğimiz ve dolayısıyla yaptığımız şeyleri el yordamıyla yapmamıza sebep olan durum. Sınava hazırlanırken de işte bu özellikten yoksun olarak başlıyoruz. Karşı karşıya olduğumuz şeyle ilgili kendimizin ulaştığı net bir fikrimiz olmadığı gibi, hazırlıklarımızı yürütme konusundaki yöntemler de neye yaradığını açıkça bildiğimiz ve duruma ve kendi şartlarımıza; bize uygun yöntemler olmuyor. O halde kaybetmeye çoktan alıştığımız özelliklerimizi yeniden kazanmaya başlamamız ve sınavlar konusunda da başarıya ulaştırıcı, bize ve işin özüne uygun bir tavır geliştirmemiz şarttır. Şimdi sınavlarda başarıya ulaşmanıza doğrudan katkısı bulunacak bir formül öneriyoruz; 4N Formülü:
- NE / NEYİ?
- NİÇİN ?
- NASIL?
- NE İLE?
Bu muhatap olduğumuz şeyin yapısını çözme işlemidir. Hangi sınavla karşı karşıya isek, onun özü ve tüm işleyişleriyle ilgili doğru ve tamamen kendimize malettiğimiz bilgilere sahip olmalıyız. Neden böyle bir sınav? Bu sınav niçin, hangi amaçla yapılıyor? Bu sınavı kimler, nasıl hazırlıyor? Sınavı hazırlarken uydukları esaslar nelerdir? Soruları hazırlarken ölçüleri nedir? Bu sınav bende neyi ölçmek istiyor? Sınava kimler katılıyor? Sınava katılımın sınav içeriği ve hedefi üzerinde belirleyici etkileri var mıdır? Bu sınav neleri hangi ölçülerde kapsıyor? Sınavda kullanılan yöntem nedir? Kullanılan bu yöntemin (örneğin test) bu sınava has özellikleri var mıdır ve bu özellikler beni nelerle karşı karşıya bırakıyor? Anlaşılan öz üzerine soruları artırmayı sizin engin kavrayışınıza bırakıyoruz.
Bu amaç ve hedef sorusudur. Bu sınava niçin, hangi amaçla, hangi hedefe ulaşmak için giriyoruz? Ancak unutulmaması gereken önemli nokta, bu sorunun cevabının bizim hayat anlayışımız ve insan oluş durumumuzla doğrudan bağlantılı oluşudur. Yani aslında bu soru bir oluş, duruş, varoluş ve hayat sorusudur. "Meslek sahibi olmak ve rahat bir hayata yaşamak" cevabı bizi sürekli aynı dinamizmde tutabilecek ve her zaman yüksek motivasyon sağlayacak bir karşılık değildir. Daha temel, daha inandırıcı, varlık ve kişiliğimizi doğrudan ilgilendiren ve yaşamsal bir karşılığımız olmalıdır.
Bu yöntem sorusudur. Bu konuda genelde "annemizin margarinini kullanma" vaziyetlerindeyiz. Ayağımıza sokacak yeni bir çorabımız çoğunlukla olmuyor "eskimiş çorapları" giyiyoruz. Bazen yeni gibi görünse de bize ait olmayan bir çorap oluyor; yani kullanılmış; yani kokmuş. O zaman adama "bırak bu kokmuş ayakları" derler. Ama böyle deselerde biz çoğu zaman geçici bir körlük içinde (pardon burun tıkanması diyecektim) kokuya aldırmıyor ve katlanıyoruz kokuya. Sözün özü sınavı çok iyi tanımış biri olarak bu sınava kendimize ve şartlarımıza uygun hangi yöntemlerle ve nasıl hazırlanırız? Sorusunun cevabını kendimiz bulmalı, geliştirmeliyiz. Ve sadece bize özel.
Bu araç, aygıt, edevat, malzeme sorusudur. Özellikle son zamanlarda o kadar çok seçenek sözkonusu ki. İnsan ne yapacağını şaşırıyor gibi. Yani "şundan eksik kalırsam" filan durumu da olmuyor değil. Yok siz şaşırmayın. İlk üç soruyu güzel güzel karşılıklar geliştirmiş arkadaşlarım bunlar için en iyi seçeneği bulur ve ondan başkasına kafa yormaz. Yoksa maymuniştahlılık fayda değil zarar getirir. Sizin çözümlediğiniz sınav biçim ve içeriğine, yine sizin şartlarınıza en uygun kaynak, mekan, araç gereç neyse onu seçersiniz. Hepi topu şu kadar konu yani. Sizin amacınız herşeyi somurmak değil bu konuları öğrenmek. Bununiçin en iyi kaynak, araç - gereç, mekan ve durum ne ise onu seçersiniz. Yine tamamen kendiniz ve yine tamamen size özel olarak... |
|
|