... ogrenci
..... ÖĞRENCİ MASALLARI ....
 
GAYRİ ÇIKARMA DİLİNİ,
ÖP HOCANIN ELİNİ
 

heyEvvel zaman içinde, kalbur saman içinde, cinler cirit oynarken eski hamam içinde, seyreden, seyran eden çokmuş ama, çok demesi günahmış. Akıllısı, uslusu da varmış ama, bizden daha delisi yokmuş. Ne ise, hoppala hoptan, sana bir sınav hazırladım, makas kesmez, kalem yazmaz bir top kağıttan. Soruları akıl öğütür, cevapları delirtir. Ne aslı var, ne astarı ama, girersin gene hiç yoktan. Alırsın bir diploma ama, ne yazın korur seni sıcaktan, ne kışın soğuktan; ölürsün açlıktan. Yaşa yağmura gelmez ama, sen korursun onu hem hırlıdan, hem hırsızdan.

Gayrı çıkarma dilini,öp hocanın elini azdan çoktan.

O yalan,bu yalan... Kopya çekip de kılıfını hazırlayan... Bu da mı yalan. O yalan,bu yalan... Hocayı ayakta uyuttu bir oğlan... Bu da mı yalan... O da yalan bu da yalan, git de hocana dolan.

O yalan, bu yalan nerededir ulan benim motorolam?.. Seni gidi yalancı cepci, seni gidi SMS sokasıca seni; bu da mı yalan? Akıllı sınavı şenliğe çevirirken, akılsızı polifonik melodisinin radyasyonu kızartmış... Bu da mı yalan?

Ne cebimiz vardı, ne melodimiz. Ne chatimiz vardı, ne internetimiz. Kim demiş ki cep olmadan adam olunmaz diye. Böyle çingenece fal olmaz diye. Bir gün bir hoca gelip dikildi başıma, görünce girdim yeni bir yaşıma. Bir gözünden şimşek çakıyordu, bir gözü bakıyordu ahmak ahmak. Gayri ne kopya çekebildim, ne de yapabildim kaçamak. Her işi serdim bir yana, yaktın ulan bizi insafsız hoca. Gitti ekmeğimle aşım, kalsa bari bir ağrısız başım.

Aklımı aldım başıma, saygı sundum hocalarıma; rahmet okudum topunun ecdadına. Bakacağım ben de artık eğlenmenin yoluna. Laf düşer mi bundan böyle keyfimin kahyasına. Ne zaman yaşayacak bu garibanlar çocukluğun cıvıltısını, gençliğin kavak yellerini sorarım sana, a seni not sokasıca hoca. Duydum ki genç arkadaşlar telaşlı bir hazırlığın içerisinde imişler. Yetti gayrı canımıza, şenliğe çevirelim şu sınavları demişler. Lakin bir acayipmiş şenlikleri, kimse bilemezmiş bu delilikleri. Amma sıkıntısız olmazmış ya bu iş, varmış bazı sıkıntıları da tabii. Halden hale girmiş kızancıklar, olsun her hallerine düşman çatlar. Asık suratlar, dalmış gözler, "dört cami arasında bînamaz" misali şaşkın şaşkın dolaşanlar, ne işe yarayacağı pek belli olmayan plan ve programları soluksuz inceleyenler, "hah, bunlar da bu işi başarırlarsa... aha şuraya yazdım diyen" eli boşlar, "bir de başımızdan bu çıktı" diyenler, bu şom ağızlılara dil çıkarıp haddini bildiren cici öğretmenler, şenliğin hayaliyle kendinden geçmiş mecnunlar, "eli işte gözü... nakışta" olanlar, içten içe kıskananlar, eteği tutuşanlar, herkes adına "şenliğin neşeli ve başarılı geçmeme ihtimalini" kara kara düşünerek elindeki çöple toprağı karıştıranlar, senlikbu arada _olmaz ya haydi, heyecan ve neşeden dört köşe olanlar; "olsun be kızancayizim, yeter ettiğimiz ah vah"_ elhasıl gençlerin tamı tamına binbir çeşit deli_kanlılıklarına şahit olabilirmişsiniz. Haydi aslanlar babanıza rahmet, çekilsin gayrı üstümüzden gam kasavet. Altı üstü, sizin, benim gibi "bâdem"e muhtaç iki âdemin "başının altından çıkan" bir sınav bu, kime dert. Ya Hû! eğlenmek için gidilir hem şenliğe, hocalar düşmüşse ne gam benliğe. Haydi şenliğe, düş peşime. Hayde bre! Sarılın kalemlerinize, yürüyün cenge (afedersiniz, ecdadınıza rahmet; şenliğe diyecektim, şenliğe...).

Ne o yalan, ne bu yalan. Aslı da var astarı da. Kışın korunsak keşke soğuktan, yazın sıcaktan... Ölmesek ah açlıktan... ve de sınavdan...

Gayrı çıkarma dilini,öp hocanın elini azdan çoktan.

 

¤enlik

[şenlik][site haritası][iletişim][ana sayfa][oybideryum]