Fakir insan mali az olan degil, arzusu cok olandir. 
seneca 
Deveyi yardan uçuran bir tutam ottur...
atasözü 
 
Bugün, hayatınızın geri kalanının ilk günüdür.
..sahipsiz..
 
KİM BİR MİLYONER OLMAK İSTER
 
 
::::...:::......:::::.....:::::

         On altı yıl önce, Charles Gray bir milyonerdi. Üniversitede profesör olarak çalışıyordu. Eugene/Oregon’un merkezinde altı yatak odalı koca bir malikanesi vardı. Bugün hiçbir şeyi yok. Fakat bu hiç de göz yaşartıcı bir hikayenin sonucu değil. Ne borsada bir kırılma yaşanmış, ne kötü bir hastalık olmuş, ne de kumarda borçlanılmış. Charles Gray amaçlı olarak (isteyerek) fakirleşmiştir. ‘Yokluklar’ dünyasında ‘varlık’ içinde olmaktan yorulmuş ve servetinden kurtulma konusunda nihaî kararını vermiştir. Ve kendisi, bunun ona mutluluk getirdiğini söylüyor.

         Charles Gray zenginlerin pek sevilmediği, işçi sınıfına mensup, fakir bir ailede doğdu ve büyüdü. Halbuki o, çok başarılı oldu, üniversitede profesör olarak iyi bir iş edindi. Aşk için evlendi fakat sonradan hem büyük bir malikhâneyi, hem de iki milyon doların biraz üzerinde küçük bir serveti miras aldı.

         Çoğu insan bu durumda mutlu olurdu. Fakat Charles farklıydı. Miras aldığı para kendisini suçlu hissetmesine ve rahatsız olmasına sebep olmaya başlamıştı. “İnsanların açlıktan öldüğünü ve adil bir şansları olmadığını düşündükçe bu şekilde yaşamak beni sıkıyordu” diyor.

         Çözüm karısı Leslie’nin bir gün kahvaltıda paralarının yarısını hibe etmeyi düşündüğünü söylemesiyle geldi. Ağzındaki mısır gevreğinden boğula yazmak yerine, Charles’ın tepkisi “Harika bir fikir!” demek oldu. Böylece Grayler küçük bir hayır kurumu kurdular ve paralarının yarısını öncelikli yardım konuları için tahsis ettiler. Kısa süre sonra büyük evlerinden, küçük bir apartman dairesine taşındılar.

         Çoğu insanın bir ömür boyu verdiklerinden daha çok para vermelerine rağmen, Charles hâla mutlu değildi. Bir yıl öncesine rağmen çok daha fakir olmasına rağmen, yeterince fakir değildi. Sonra aklına dünyadaki tüm zenginliği, dünyanın toplam nüfusuna bölme fikri geldi. Böylece her insanın ne kadar paraya sahip olması gerektiğini hesaplayacaktı. Bulduğu rakam ayda yaklaşık yüz dolar civarındaydı. Hâla sahip olduğu her şeyi verdi ve kendi adil bölüşümüne uygun bir şekilde yaşamaya karar verdi. İşte bu noktada karısı da onu terk etme kararı aldı.

         Şu anda, on altı yıl sonra, o bir başkasının evinin arka bahçesindeki küçük kiralık bir karavanda yaşamaktadır. Çok şey alması gerekmez, bu yüzden haftada sadece birkaç saat çalışmak zorundadır. Sebzelerini kendi yetiştirir ve yazın çoğu insanın toplamasına pek aldırış etmediği kalan meyveleri toplar. Charles çok çalışmanın ve fazla hırslı olmanın mutsuzluğun ana sebebi olduğunu düşünüyor. Bugün çoğu insan bu fikre katılıyor. “Zenginleştikçe geleneksel değerlerimizi kaybettik, çünkü önümüze konan tüketim maddeleri öylesine çekici ki. Fakat daha büyük bir evi ve daha büyük bir arabayı finanse edebilmek için, korkunç bir çalışma temposu gerekiyor. Bu da mutluluğa katkıda bulunmak yerine, aslında çoğu insanı daha çok sıkıntıya sokuyor. Eğer daha az şey isteyip, daha az çalışsalardı çok daha mutlu olacaklardı” diyor Charles.

         O, çoğu insanın daha çok para kazanarak bu fare yarışından (Rekabetten) kaçmaya ve günlük endişelerden kurtulmaya, özgürleşmeye çalıştıklarına inanıyor. Ama asla başaramadıklarını düşünüyor. O ise bundan kurtulmanın çok daha kolay bir yolunu buldu ve fakirleşmenin insanı özgürleştirdiğini keşfetti. Artık hak edilmemiş serveti konusunda suçluluk hissetmiyor ve “şimdi çok daha mutluyum     -hiçbir şey için – hiçbir yolla zenginliğe dönüşüm olmayacak” diyor.

[bilgi ağacı][iletişim][ana sayfa][acans][oybideryum][sınavlar][şenlik][özdenetim]