|
2002'nin
buluşları, bilim dünyasında çığır açacak keşiflerden çok,
günlük hayatımızda yer bulmaya aday gelişmeler arasından
seçildi. Bu yazıda tanıtacağımız buluşlar robotlar ve
teknoloji konuları arasından seçildi. Bu kategoride yılın
buluşları arasına girmeye hak kazanan projeler aerojel,
3 boyutlu online çevre, kamera çipi, dünya simülatörü,
mars keşif aracı, solar enerji kulesi ve sanal klavye.
AEROJEL
Aslında bilimadamları tarafından 1930'larda keşfedilen
yeni bir madde, yakın geçmişte NASA tarafından rafine
edilerek dünyanın en hafif katı maddesi olarak onaylandı.
Evet bu madde Guinness Rekorlar Kitabı'na bilinen en hafif
katı madde olarak girdi.
Özgül ağırlığı .00011 olan (havanınki 0.0004) aerojelin
görüntüsü bir alanda toplanarak dondurulmuş şeffaf ve
ağırlıksız bir dumana benziyor, ancak bu görüntünün ardında
oldukça sert bir madde yatıyor. Kimyasal olarak cama benzer
bir yapıya sahip aerojel ilk kez uzaymekiğinde aktif olarak
kullanılmıştı. Yüksek hızda yapılan mekik seyahatlerinde,
aerojel parçacıklarına takılan parçacıklar daha sonra
dünyaya getirilerek analiz edilmişti. Aerojel'in yapısı
ve kullanımı hakkında daha detaylı bilgi için www.jpl.nasa.gov/technology/features/aerogel.html
adresini ziyaret edebilirsiniz.
3 BOYUTLU OLİNE ÇEVRE
Hiç bir katedral inşa etmek istediniz mi? Ya da elbise
değiştrir gibi yüzünüzü hatta tüm vücudunuzu değiştirmek
aklınızdan geçti mi?
Uçmak ister miydiniz? Bunların hiç birini gerçek hayatta
yapamayabilirsiniz, ama bunlardan da daha fazlasını yapabileceğiniz
ikinci hayatınız sizi bekliyor. İnternette hayat benzeri
üç boyutlu bir sanal dünya kuruluyor. Diğer online maceraların
aksine, İkinci Hayat canavarları katletmeye, ya da uzaylıları
yok etmeye dayanan bir macera değil. Burada birşeyler
kuruyorsunuz, yaratıyorsunuz, insnalarla karşılaşıp kendinizi
ifade ediyorsunuz. Zaten bir hayata sahip olsanız da,
ikinci bir şans isteyebilirsiniz. 2003 yazında açılacak
İkinci Hayat için daha detaylı bilgi www.lindenlab.com
adresinde.
KAMERA ÇİPİ
Beşyüz dolar verip satın aldığınız dijital kamerayla çektiğiniz
fotoğraflar çoğu zaman neden 20 dolarlık tek kullanımlık
fotoğraf makinesi kadar bile canlı olmuyor?
Çünkü, geleneksel analog filmde kullanılan ışığa duyarlı
kimyasalların aksine, dijital çiplerdeki her sensör algıladığı
renk verisinin sadece üçte birini kaydeder (kırmızı, yeşil
ya da mavi). Yeni üretilen Foveon X3 teknolojisiyle üç
sensör birbirlerinin üzerine yerleştiriliyor, böylece
çekilen resimdeki her piksellik alan renk skalalsındaki
her rengi algılayabiliyor. Sonuç: Aralık 2002 tarihinde
piyasaya çıkan bu teknolojiyi kullanan 3.5 megapiksellik
bir kamera, bugün 7 megapixel boyutunda çekim yapan kamerlardan
daha net bir görüntü elde edebiliyor. Daha fazla bilgi
için www.foveon.com
adresini ziyaret edebilirsiniz.
DÜNYA SİMÜLATÖRÜ
1997 yılında, Japon bilim adamları, Bolivya'da azalan
yağmurormanlarından, Meksika'da duman ve zehir saçan fabrikalara,
okyanuslardaki su akıntılarına kadar, dünyada olup biten
herşeyin kaydını tutacak kadar güçlü bir bilgisayar yaratmanın
hayalini kurdular. Daha da önemlisi bu bilgisayarı kurma
cesaretini de gösterdiler. 11 Mart 2002 tarihinde bilgisayarın
düğmesine bastıklarında, bu güne kadar hiç bir ölümlünün
yapamadığını başardılar: Dünya'yı yeniden yarattılar.
Ya da en azından buna yakın bir işe imza attılar. Dünya
Simülatörü, bugüne kadar yapılan en güçlü bilgisayar oldu
ve bu enerji tek bir amaç için kullanıldı: kendi gezegenimizin
sanal bir ikizini yaratmak. Dünya Simülatörü gelmeden
önce, dünyadaki en hızlı bilgisayar ABD'deki bir askeri
üste kullanılmaktaydı ve saniyede 7.2 trilyon işlem yapabiliyordu.
Dünya Simülatörü ise saniyede 35 trilyon hesaplama yapabiliyor,
yani bir öncekinden yaklaşık 5 kat daha hızlı. Aslında
kendinden sonra gelen 12 en hızlı bilgisayarın toplam
hzından daha hızlı. Yokohama'da yeni yapılan bir fabrikaya
yerleştirilen Dünya Simülatörü bir tenis kortu büyüklüğünde.
Fİyatı ne kadar diye sorarsanız yaklaşık 350 milyon dolar.
Ancak bilim adamları harcanan her kuruşa değdiğine inanıyorlar.
Uydulardan alınan gerçek zamanlı iklim verileri ve okyanus
hareketleri Dünya Simülatörü'ne girildiğinde, araştırmacılar
tüm gezegen için bir bilgisayar modeli kurabiliyorlar,
ve daha sonra bu modeli zaman içerisinde işleterek gelecekte
ne gibi çevre değişiklikleri olacağını görebiliyorlar.
Bilim adamları bu teknoloji sayesinde hali hazırda küresel
okyanus suyu sıcaklıklarını gelecek 50 yıl tahmin edebiliyorlar
ve aynı süre içerisinde yaşanacak iklim değişiklikleri
ile ilgili çalışmada tamamlanmak üzere. Yakında, mesela
Kyoto Anlaşması'nın olası çevresel etkileri hakkında spekülasyon
yapmak yerine, siyaset yapıcılar ellerindeki parametreleri
sanal Dünya'ya yükleyip ve bin sene ileri atlayıp uyguladıkları
politikaların nelere yol açacağını görebilecekler. Bu
tür kesin veriler çevre biliminde devrim yaratacak. Dünya'yı
dijital olarak klonlamak belki de onu kurtarmanın tek
yolu olacak.
MARS KEŞİF ARACI
2004 yılına gelindiğinde yılın arabası dakikada 10 feet
hız yapıyor olacak, üstelik Dünya'da değil, Mars gezegeninin
yüzeyinde.
NASA halen gelecek yaz Kızıl Gezegen'e göndermek için
iki adet robot araç üzerinde çalışmalarını sürdürüyor.
Güneş enerjisiyle çalışacak iki araç bilimsel araştırmaları
için dokuz kamera ve üç spektometre kullanarak, günde
330 feet yol katedebilecekler. Bu rakam Mars gezegenine
ilk gönderilen araç olan Sojourner'in performansının çok
ötesinde. Gündemlerindeki ilk madde ise su izlerini aramak.
2004'de Mars üzerinde göreceğimiz araçların şu anki durumu
hakkındaki bilgi www.fido.jpl.nasa.gov
adresinden alınabilir.
SOLAR KULE
Ucuz ve çevreci enerji mi elde etmek istiyorsunuz. Avustralyalıların
bu gereksinim için basit bir çözümleri var. Önce 20 bin
dekarlık bir sera kuruyorlar, havayı buraya hapsedip ısıtıyorlar.
Ardından tam ortasına 1 kilometre yüksekliğinde devasa
bir kule kuruyorlar. Serada toplanan sıcak hava bir bacadan
yükselir gibi kule içerisinde yükseliyor ve kule içerisindeki
tribünleri döndürerek 200 bin Avustralya evinin kullanımına
yetecek miktarda elektrik üretiyor. Kulağa bilim kurgu
gibi gelebilir ama bu proje Avustralya hükümetinin onayına
sunulmuş durumda ve tamamlanması durumunda 800 milyon
dolara mal olacak kule dünyadaki en uzun insan yapımı
nesne olacak. 2005 yılında tamamlanması hedeflenen kule
ilgili detaylı bilgi www.enviromission.com.au
sitesinden alınabilir.
SANAL KLAVYE
Eğer bilgisayar monitörleri neredeyse ortadan kaybolacak
kadar küçülebiliyorsa, klavyeler neden küçülmesin. Bu
yakında gerçekleşecek gibi görünüyor. İki farklı şirket
prototip olarak sanal klavye projesi üzerinde çalışıyorlar.
PDA'lar, tablet PC'ler ve cep telefonları gibi mobil araçların
bağlanması amacıyla tasarlanan sanal klavye, gerçekten
de sanal bir yapıya sahip. Alıştığımız palstik ağarlıklı
malzemeler yerine bir lazer ışını masa ya da düz bir zemin
üzerine kırmızı ışıkla bir klavye resmi çiziyor. Dijital
kameralarda kullanılanlara benzer bir sensör aynı noktaya
gönderilen kızıl ötesi ışının yansımasını takip ediyor
bu sayede hangi tuşlara basmaya çalıştığınızı algılıyor.
Bu teknoloji sayesinde bir gün benzer kalvyeler bütün
kablosuz cihazlara eklenecek ve kullanılmadıkları zaman
kendiliğinden ortadan kaybolacaklar. 2003'te üretimine
geçilecek sanal klavye ile ilgili detaylı bilgi www.canesta.com
adresinde mevcut.
alıntı:www.ntvmsnbc.com
|