|
I.BİR, İKİ ve
ÇOK
Püsküllü Bela : Ankara sahaflarında bir lise geometri kitabı buldum.
Kitabın ingilizce oluşundan belli ki Ankara'daki kolejlerden birinde
ders kitabı olarak kullanılmış. Sahibi kitabın hemen hemen her sayfasında
bazı cümlelerin altını çizmiş, bastırışından, çizgilerin acımasızlığından
anladığım kadarıyla çocuk ızdırap dolu bir yıl geçirmiş ve okul
biter bitmez de büyük bir zevkle kitabı satmış. Adeta ondan kurtulmuş.
Oysa lise geometrisi ne kadar heyacan verici konuları içerir. Binlerce
yıl önce Akdeniz havzasında gelişmiş olan o berrak düşünce gücünün
insanoğlunu ölümsüzlük kavramıyla ilk tanıştırışı...
Ezberle : .... ama matematiğin kendisi bu çeşit ezberlere, bu çeşit
anlayışsızlıklara bağlı olan bir konu değil. Matematik, Yaratıcının
doğanın içine bıraktığı ipuçlarıdır.
Çay ve Elektrik : ..... zaten insanların matematikle, bilimle uğraşmaya
başlamasının temelinde yatan içgüdü de budur; doğa olaylarını önceden
kestirebilmek, önceden anlayabilmek ve diğer insanlara bir üstünlük
sağlamak.
Nerede Satılır : Bilgisizliğin boş ve dingin huzurunu değil, bilginin
çoşkun mutluluğunu aramak. İşte binlerce yıldır süren bu arayışın
adı Matematik.
İcat mı Keşif mi?: "İnanıyorum ki gerçekten bütün matematikte herşey
doğada var; biz yartmıyoruz, onları buluyoruz." Ali Nesin
"... demek ki en önem verdiği, kişinin nerdeyse hayatı kadar önem
verdiği, bir mesele haline geliyor bazı insanlarda bu. ...." Erdoğan
Şuhubi
Sağdan Say!: İnsanlar çok uzun bir süre sadece 1 ve 2 yi bildiler.
Sümer tarihinde 1 ve 2 ile "kadın" ve "erkek" aynı sembollerle gösteriliyor.
Üç sayısı ise 1 ve 2 den çok sonra bulunuyor ve önemli bir çokluk
belirttiği için kelimenin anlamı tamamen değişiyor.
Anlamı erkek olan şekilden üç tane olunca anlam herkes oluyor.
Sıfır Deyip Geçme!: Sıfrın bulunması ise çok sonraları oluyor. Sıfırı
hesap yapmak için kullanan ilk kişi 800 yıllarında El Harizmi.
Şah ve Mat : Rivayet olunur ki satrancı bulan Brahman rahibi şah'a
bir ders vermek istemiş. "Sen ne kadar önemli bir insan olursan
ol, adamların, vezirlerin, askerlerin olmadan hiçbir işe yaramazsın,
hiçbir önemli iş yapamazsın" demek istemiş. Şah durumdan memnun
görünmüş "Peki, oyunu ve dersini beğendim. Dile benden ne dilersen"
demiş. "Bir satranç sohbetinde matematik işin içine nerede giriyor?"
diyorsanız işte burada giriyor : Rahip bu olay üzerine Şah'ın alması
gereken dersi hala almadığını düşünerek "bir miktar buğday istiyorum"
demiş. ÒSana bulduğum bu oyunun 1. karesi için 1 buğday, 2.karesi
için 2, 3. karesi içn 4 böylece her karede aldığım buğdayın iki
mislini istiyorum." Şah, "hesaplayın, hakettiğinden bir tane fazla
vermeyin" demiş.
İnce Hesap: Hesaplamaya başlayınca ilk kareler kolay gitmiş. Ancak
10. kareye gelindiğinde 1023 buğday (yaklaşık bir avuç) 15. karede
1.5 kilo, 25. kareye geldiklerinde buğdayın 1.5 ton olduğunu görmüşler.
31. kareye geldiklerinde bu işin şakası olmadığını anlamışlar buğday
92 tona ulaşmış. 49. karde ise 24 milyon ton buğday vermeleri gerekiyor.54.
karede 771 milyon ton olmuş. 64. kare de tamamlandığında bugün için
dünyanın 1500 yıllık buğday üretimini rahibe vermeleri gerektiği
ortaya çıkmış.
|