|
|
|
Bilişim
dünyasındaki yüksek ivmeli gelişim ve dönüşüm,Türkiye gibi -genel
yönelim itibariyle- 'bilgi'nin değil malumatın esas alındığı ayrıksı
koşullara sahip ortamlarda özellikli bir sürece sahip oluyor. Bu
süreç giderek düşünme eylemini askıya almış,üretilen/kurban edilen
insan olgusuyla bizi karşı karşıya bırakabilecek bir yoğunluğa yaklaşmaktadır.
Bu sürecin en 'özellikli' unsuru olan 'eğitim' de,üzerinde en çok
konuşulan ve en sorunlu alan olarak karşımıza çıkıyor.Tüm sorunlarımızın
kaynağının 'eğitim'sizlik olduğunda neredeyse herkes hemfikir.Bir
gelişme olacaksa bunun da 'eğitim'de kalitenin artırılması ve 'eğitim'
sorunlarının çözülmesiyle olacağında da sanırım herkes anlaşıyor.Bu
konsensüs tartışmayı 'yanlış zeminde' sürdürdüğü ve doğru soruyu
soramadığı için şimdiye dek pek işe yarar çözümler geliştirememiş,bir
kısırdöngüye hapsolmuş görünmektedir.Sorunun 'öz'üne dokunmadıkça
ya da 'öz'e dair soruyu sormadıkça da bu pek olası görünmüyor.Sorunun
özü ya da öze dair soru,mevcut durumun/olanın doğru tesbiti ve değerlendirmesini
ve yepyeni bir paradigmayı gereksinmektedir.
Konumuzun 'Bilgisayar Destekli Eğitim'i de kapsayacak olması,hem
bilişim,hem de eğitim alanlarında mevcut durumun sorgulanmasını
gerektirmektedir.Önce eğitimin içinde bulunduğu durumu doğru tesbit
etmeye ve sonuçları bilişimle ilşkilendirmeye çalışacağız.
'Bilgisayar Destekli Eğitim'in okullarımızda yaygınlaşması sebebiyle
eğitimin kalitesini yükseltme ve sorunlarını çözme konusunda olumlu
girişimler artıyor.Bunlar sevindirici olmasına rağmen, gözden kaçırılan
bazı temel unsurlar,sorunların doğru tesbit edilemeyişi,geliştirici
olması gereken planlamaların vazgeçilmez çerçeveler haline dönüşmesi
bu girişimleri gölgeliyor.'Gerçek sorun' yerine arızi/çevresel sorunlarla
uğraşmamız hep aynı yerde dönenmemize ve çözül-e-meyen sorun/sorunsalları
her defasında yeniden konuşmamıza _ve hatta her seferinde yeni bir
sistemin peşinden koşmamıza_ neden oluyor.
|
|
Eğitim ortamlarında
öğretimin yanında eğitime önem verilmesi gerektiği sıkça dile
getiriliyor.'Öğretim önemlidir,ama eğitim olmadan öğretim bir
işe yaramaz.Eğitime ağırlık verilmeli.' sözleri daha bir yüksek
sesle söyleniyor.Böylelikle 'eğitim' kavramının hep dışta ve
üstte tutulması başarılıyor,kavramın kendisi hiç bir zaman sorgulamanın
içine çekilemiyor.
Sorunun kendisini oluşturan bu düşünme biçimi;ellbette sorunu
çözemez.Bu düşünme biçimi şu soruları peşinden getirir: Kim
kimi eğitecek?Hangi ehliyetle ve yetkiyle?Hangi cesaretle ve
cür'etle?Neye göre eğitecek?Ne için eğitecek?Nasıl eğitecek?Eğitilecek
olan eğitilmeye razı mıdır?Eğitmeye aday olanın kendisi eğitilmiş
midir?Neye göre eğitilmiştir?...En önemlisi kişiye tek taraflı
davranış ve bilgi aktarımı mümkün müdür?
İşin başında bu sorular bile 'eğitim' öngörüsünü içinden çıkılmaz
bir sürece dönüştürmeye yeter.Öğrenme eğitime dönüştüğünde yaratıcı
düşünme,özgür bilgi ve üretim biter.Çünkü 'eğitim' buyurgan
ve yaptırımcı bir kavramdır.Tek yönlüdür,tek boyutludur.Soğuktur.
Daha kavramın kendisinde çuvalladık gördünüz mü?Sanırım en iyi
yaptığımız kavramları 'eğitmek';eğip bükmek yani onları,'istenilen'
hizaya getirmek. Eğitim sorunları sürekli tartışılmasına rağmen
gerçekçi,işe yarayan çözümlerin ortaya çıkmayışı işte bu 'kaynak'
sorunda yatıyor.Eğitim ile ilgili bütün çözümler 'eğitim'de
aranıyor.Sorunu doğuran yaklaşımla sorun çözülmeye çalışılıyor.'Çağdaş'
paradoks.Sorunları doğru tesbit edemeyen bir düşünce,sorunları
çözme becerisi gösteremez elbette.Elindeki kaynakları da sorunların
çözümü için doğru bir biçimde kullanamaz.
Eğitimi bilgisayar destekli kıldığımızda ya da öğretmen merkezli
olmaktan çıkarıp,öğrenci merkezli hale getirmeye çalıştığımızda
mesele hallolacak sanıyoruz.Zaten başlı başına insan doğasına
aykırı anlam ve çağrışımlar taşıyan bir kavramın şu ya da bu
merkezli olması hiç bir şeyi değiştirmez.Her ne yaparsak yapalım
eğitim kavramı bu 'sıkıntı'dan kurtulamayacaktır.
Öte yandan eğitim hangi merkezli olacaksa,bütün kurgusunu da
o merkezin yönelim ve isterleri doğrultusunda geliştirecektir.Öğrenci
merkezlilik öğrenciyi aktifleştiren bir süreçken,eğitim öğrenciyi
edilgin kılan bir süreçtir.Dolayısıyla 'öğrenci merkezli' dediğinizde,'öğrenci
eğitimi' kurgusu askıda kalacaktır.Bu gerçeği atlayarak/görmezlikten
gelerek eğitimi öğrenci merkezli kılma düşüncesi kendisini amir
bir düşünce olamayacaktır.
İçinde bulunduğumuz durumun farklı boyutlarına bir gözatacak
olursak karşımıza halledilmesi gereken onlarca ayrıntı/sorunsal
çıkacaktır.Bunlardan en belirginlerini ve en temel sayılabilecekleri
-şimdilik kaydıyla- sadece belli başlıklar halinde sıralamaya
çalışalım.
* Doğal bir
yönelimle ilgili olduğu şeyleri anlamak için onu sorgulayan
ve sorgusunu o şeyin özüne ermeden sonlandırmayan 'çocuk aklı'nın
merak ve sorgulamasını şu veya bu nedenle,şu veya bu biçimde
engellemek.Dolayısıyla çocuğun dehasını işin başında öldürmek.
* Bir yığın malumatı kafasına depolayarak
bilginin özüne hiç bir zaman ulaşamayan,verilen malumata ve
kaynağına 'koşulsuz ve kuşkusuz bir güvenle' sarılan/ezberci
bireyler oluşturmak.
* Öğretmen ve öğrencinin bilgiye
erişme/ulaşma biçimlerinden,bilgi paylaşımı ve üretimi yöntemlerinden
uzak oluşu.Dolayısıyla zihne boca edilen gereksiz malumat sağanağı
altında 'enformasyon stresi'ne tutulmuş bireyler üreten bir
eğitim anlayışı.
* Eğitimin tarafları arasında evrensel
ahlaki öngörü ve davranışlardan uzaklık ve bunun en görünür
sonucu olarak iki uçlu bir pratiğin gelişmesi.Bir uçta bireyin
yakın çevresindeki (aile,arkadaş,ev,aktivite vb.) birlikteliklerde,diğer
uçta okuldaki ilişkilerde farklı davranış biçimlerinin ortaya
çıkması.
* Bilgi üretim ve paylaşımına katkısı
olabilecek 'Blgisayar Destekli Eğitim'in,tüm dersleri kapsayacak
bir etkinliğe dönüşmeden,sadece bilgisayar dersi olarak şekillenmesi.Bu
dersin okur-yazarlık düzeyinde bir bilgisayar 'sezgisi' -bilgisi
demiyorum- şeklinde kalması,bilgisayara yabancı/ yabancılaşmış
kulanıcılar ortaya çıkarmakta,enformasyon sağanağını göğüsleyebilecek
bir bilgi kuşanmışlığını oluşturamamaktadır.
* 'Blgisayar Destekli Eğitim'in
bağımsız, özgür, bilgiye ihtiyaç ve istekle ulaşabilen,bilgiyi
dönüştürüp üretebilen bireyler yetişmesine katkılı olması beklenirken,mevcut
eğitim ortamında tersi bir sürece hizmet etme tehlikesini beraberinde
getirmesi.
* Yine mevcut eğitim yapısı içerisinde
beyni,belleği,zekayı ve bunların sunduğu imkanları hiç tanımayan,bunların
sahip olduğu potansiyel güçler sayesinde neler yapabileceğini
hiç bilmeyen bireyleri 'sanal /sayısal zeka' ya da 'yapay zeka'
ile karşı karşıya bırakmanın oluşturduğu paradoks.
Bu saydıklarımızı artırmak mümkün.Ancak bunları devam yazılarımızda
kendi düzlemlerinde detaylarıyla ele alacağımız için burada
bu kadarıyla yetiniyoruz.
Geldiğimiz noktada eğitim,kavramın kendisinden başlayarak sorgulanmadıkça,eğitimin
tarafları hiç bir çekinceye,korkuya kapılmadan bu sorguya katılmadıkça,eğitim
'istendik' anlamda kendi paradigmasını/ örüntüsünü oluşturamadıkça
bir arpa boyu yol gidilemeyecektir.
Bu amaçla devam yazılarımızda bilginin yapısı ve özellikleri,bilgi
edinme süreçleri,düşünme ve öğrenmeyi öğrenme,teknoloji üretme,kullanma
süreçleri ve bilişim,eğitim süreçleri ve eğitim için kavramsal
düzlem,bilgisayar destekli eğitim konuları sırasıyla ele alınacaktır. |
|
|
|