ahmet inam'ın eğitişim yazıları
eğmeli yar eğmeli
eğitişim
ana sayfa
bilgi ağacı
 

 

Bilişim dünyasındaki yüksek ivmeli gelişim ve dönüşüm,Türkiye gibi -genel yönelim itibariyle- 'bilgi'nin değil malumatın esas alındığı ayrıksı koşullara sahip ortamlarda özellikli bir sürece sahip oluyor. Bu süreç giderek düşünme eylemini askıya almış,üretilen/kurban edilen insan olgusuyla bizi karşı karşıya bırakabilecek bir yoğunluğa yaklaşmaktadır.
Bu sürecin en 'özellikli' unsuru olan 'eğitim' de,üzerinde en çok konuşulan ve en sorunlu alan olarak karşımıza çıkıyor.Tüm sorunlarımızın kaynağının 'eğitim'sizlik olduğunda neredeyse herkes hemfikir.Bir gelişme olacaksa bunun da 'eğitim'de kalitenin artırılması ve 'eğitim' sorunlarının çözülmesiyle olacağında da sanırım herkes anlaşıyor.Bu konsensüs tartışmayı 'yanlış zeminde' sürdürdüğü ve doğru soruyu soramadığı için şimdiye dek pek işe yarar çözümler geliştirememiş,bir kısırdöngüye hapsolmuş görünmektedir.Sorunun 'öz'üne dokunmadıkça ya da 'öz'e dair soruyu sormadıkça da bu pek olası görünmüyor.Sorunun özü ya da öze dair soru,mevcut durumun/olanın doğru tesbiti ve değerlendirmesini ve yepyeni bir paradigmayı gereksinmektedir.
Konumuzun 'Bilgisayar Destekli Eğitim'i de kapsayacak olması,hem bilişim,hem de eğitim alanlarında mevcut durumun sorgulanmasını gerektirmektedir.Önce eğitimin içinde bulunduğu durumu doğru tesbit etmeye ve sonuçları bilişimle ilşkilendirmeye çalışacağız.
'Bilgisayar Destekli Eğitim'in okullarımızda yaygınlaşması sebebiyle eğitimin kalitesini yükseltme ve sorunlarını çözme konusunda olumlu girişimler artıyor.Bunlar sevindirici olmasına rağmen, gözden kaçırılan bazı temel unsurlar,sorunların doğru tesbit edilemeyişi,geliştirici olması gereken planlamaların vazgeçilmez çerçeveler haline dönüşmesi bu girişimleri gölgeliyor.'Gerçek sorun' yerine arızi/çevresel sorunlarla uğraşmamız hep aynı yerde dönenmemize ve çözül-e-meyen sorun/sorunsalları her defasında yeniden konuşmamıza _ve hatta her seferinde yeni bir sistemin peşinden koşmamıza_ neden oluyor.

Eğitim ortamlarında öğretimin yanında eğitime önem verilmesi gerektiği sıkça dile getiriliyor.'Öğretim önemlidir,ama eğitim olmadan öğretim bir işe yaramaz.Eğitime ağırlık verilmeli.' sözleri daha bir yüksek sesle söyleniyor.Böylelikle 'eğitim' kavramının hep dışta ve üstte tutulması başarılıyor,kavramın kendisi hiç bir zaman sorgulamanın içine çekilemiyor.
Sorunun kendisini oluşturan bu düşünme biçimi;ellbette sorunu çözemez.Bu düşünme biçimi şu soruları peşinden getirir: Kim kimi eğitecek?Hangi ehliyetle ve yetkiyle?Hangi cesaretle ve cür'etle?Neye göre eğitecek?Ne için eğitecek?Nasıl eğitecek?Eğitilecek olan eğitilmeye razı mıdır?Eğitmeye aday olanın kendisi eğitilmiş midir?Neye göre eğitilmiştir?...En önemlisi kişiye tek taraflı davranış ve bilgi aktarımı mümkün müdür?
İşin başında bu sorular bile 'eğitim' öngörüsünü içinden çıkılmaz bir sürece dönüştürmeye yeter.Öğrenme eğitime dönüştüğünde yaratıcı düşünme,özgür bilgi ve üretim biter.Çünkü 'eğitim' buyurgan ve yaptırımcı bir kavramdır.Tek yönlüdür,tek boyutludur.Soğuktur.
Daha kavramın kendisinde çuvalladık gördünüz mü?Sanırım en iyi yaptığımız kavramları 'eğitmek';eğip bükmek yani onları,'istenilen' hizaya getirmek. Eğitim sorunları sürekli tartışılmasına rağmen gerçekçi,işe yarayan çözümlerin ortaya çıkmayışı işte bu 'kaynak' sorunda yatıyor.Eğitim ile ilgili bütün çözümler 'eğitim'de aranıyor.Sorunu doğuran yaklaşımla sorun çözülmeye çalışılıyor.'Çağdaş' paradoks.Sorunları doğru tesbit edemeyen bir düşünce,sorunları çözme becerisi gösteremez elbette.Elindeki kaynakları da sorunların çözümü için doğru bir biçimde kullanamaz.
Eğitimi bilgisayar destekli kıldığımızda ya da öğretmen merkezli olmaktan çıkarıp,öğrenci merkezli hale getirmeye çalıştığımızda mesele hallolacak sanıyoruz.Zaten başlı başına insan doğasına aykırı anlam ve çağrışımlar taşıyan bir kavramın şu ya da bu merkezli olması hiç bir şeyi değiştirmez.Her ne yaparsak yapalım eğitim kavramı bu 'sıkıntı'dan kurtulamayacaktır.
Öte yandan eğitim hangi merkezli olacaksa,bütün kurgusunu da o merkezin yönelim ve isterleri doğrultusunda geliştirecektir.Öğrenci merkezlilik öğrenciyi aktifleştiren bir süreçken,eğitim öğrenciyi edilgin kılan bir süreçtir.Dolayısıyla 'öğrenci merkezli' dediğinizde,'öğrenci eğitimi' kurgusu askıda kalacaktır.Bu gerçeği atlayarak/görmezlikten gelerek eğitimi öğrenci merkezli kılma düşüncesi kendisini amir bir düşünce olamayacaktır.
İçinde bulunduğumuz durumun farklı boyutlarına bir gözatacak olursak karşımıza halledilmesi gereken onlarca ayrıntı/sorunsal çıkacaktır.Bunlardan en belirginlerini ve en temel sayılabilecekleri -şimdilik kaydıyla- sadece belli başlıklar halinde sıralamaya çalışalım.
* Doğal bir yönelimle ilgili olduğu şeyleri anlamak için onu sorgulayan ve sorgusunu o şeyin özüne ermeden sonlandırmayan 'çocuk aklı'nın merak ve sorgulamasını şu veya bu nedenle,şu veya bu biçimde engellemek.Dolayısıyla çocuğun dehasını işin başında öldürmek.
* Bir yığın malumatı kafasına depolayarak bilginin özüne hiç bir zaman ulaşamayan,verilen malumata ve kaynağına 'koşulsuz ve kuşkusuz bir güvenle' sarılan/ezberci bireyler oluşturmak.
* Öğretmen ve öğrencinin bilgiye erişme/ulaşma biçimlerinden,bilgi paylaşımı ve üretimi yöntemlerinden uzak oluşu.Dolayısıyla zihne boca edilen gereksiz malumat sağanağı altında 'enformasyon stresi'ne tutulmuş bireyler üreten bir eğitim anlayışı.
* Eğitimin tarafları arasında evrensel ahlaki öngörü ve davranışlardan uzaklık ve bunun en görünür sonucu olarak iki uçlu bir pratiğin gelişmesi.Bir uçta bireyin yakın çevresindeki (aile,arkadaş,ev,aktivite vb.) birlikteliklerde,diğer uçta okuldaki ilişkilerde farklı davranış biçimlerinin ortaya çıkması.
* Bilgi üretim ve paylaşımına katkısı olabilecek 'Blgisayar Destekli Eğitim'in,tüm dersleri kapsayacak bir etkinliğe dönüşmeden,sadece bilgisayar dersi olarak şekillenmesi.Bu dersin okur-yazarlık düzeyinde bir bilgisayar 'sezgisi' -bilgisi demiyorum- şeklinde kalması,bilgisayara yabancı/ yabancılaşmış kulanıcılar ortaya çıkarmakta,enformasyon sağanağını göğüsleyebilecek bir bilgi kuşanmışlığını oluşturamamaktadır.
* 'Blgisayar Destekli Eğitim'in bağımsız, özgür, bilgiye ihtiyaç ve istekle ulaşabilen,bilgiyi dönüştürüp üretebilen bireyler yetişmesine katkılı olması beklenirken,mevcut eğitim ortamında tersi bir sürece hizmet etme tehlikesini beraberinde getirmesi.
* Yine mevcut eğitim yapısı içerisinde beyni,belleği,zekayı ve bunların sunduğu imkanları hiç tanımayan,bunların sahip olduğu potansiyel güçler sayesinde neler yapabileceğini hiç bilmeyen bireyleri 'sanal /sayısal zeka' ya da 'yapay zeka' ile karşı karşıya bırakmanın oluşturduğu paradoks.

Bu saydıklarımızı artırmak mümkün.Ancak bunları devam yazılarımızda kendi düzlemlerinde detaylarıyla ele alacağımız için burada bu kadarıyla yetiniyoruz.
Geldiğimiz noktada eğitim,kavramın kendisinden başlayarak sorgulanmadıkça,eğitimin tarafları hiç bir çekinceye,korkuya kapılmadan bu sorguya katılmadıkça,eğitim 'istendik' anlamda kendi paradigmasını/ örüntüsünü oluşturamadıkça bir arpa boyu yol gidilemeyecektir.
Bu amaçla devam yazılarımızda bilginin yapısı ve özellikleri,bilgi edinme süreçleri,düşünme ve öğrenmeyi öğrenme,teknoloji üretme,kullanma süreçleri ve bilişim,eğitim süreçleri ve eğitim için kavramsal düzlem,bilgisayar destekli eğitim konuları sırasıyla ele alınacaktır.