|
Eğitimimiz
eğmekle öğmek arasına mı sıkışmış? Eğitiyoruz, eğitiyoruz
ki adam edelim; eğiyoruz ki yola sokalım? Doğru olan yola.
Haklı olan yola. Daha önce kuralları konmuş olan yola. Yoksa
eğiriyor muyuz? Yün ya da pamuktan iplikler elde etmeye mi
çalışıyoruz? İplikleri dokumaya mı? Dokutma mıdır, eğitmek?
Öğerek, öğrenci dalkavukluğu ile mi eğitimi yürütelim?
Bana
"eğitim" sözcüğü hep "tuhaf" gelmiştir.
Bu "tuhaflık" ürkütücü bir tuhaflıktır. Boyun mu
eğdiriyoruz? Latin kökenli dillerde kullanılan "éducation",
"education" sözcüklerinde de, "yol göstermek",
"sevk etmek", "kılavuzluk yapmak" anlamlarına
karışmış "yönlendirme", itip, çekip, "yola
koyma", "yola getirme" iması yok mu? (Almanca'daki
"Er-ziehung"u düşünürsek , ve "ziehen"
i "çekmek" olarak anlarsak!)
Diyeceksiniz
ki bu doğal! Cahil, şaşkın ya da masum, bilgisiz biri geliyor.
Yol gösterip, onu bilgilendirecek, onu "şekle" sokacaksınız.
"Şekle sokmak" "zorla olur. Öğrenciyi kendi
haline bırakırsanız, serseri olur, "havai" olur.
Eğitim bir çiledir. Sıkıntı çekilecektir ki öğrenme, biçimlenme
tam olsun! Eğiteceğimiz kişi "biçimi olmayan", "düz"
belki de "dümdüz", yola girmemiş biridir. Öyle olmasaydı,
eğitilmeye "talebi" olmazdı; talebe olamazdı! Öğrenci,
eğitilirken eğilmelidir; biçimlenmeye hazır olmalıdır! Yoksa,
öğrenemez; gelişemez! Sürekli "talim" ettirmeli,
ona "olumlu" alışkanlıklar, "istendik"
davranışlar kazandırılmalıdır.
| "Eğitişim,
karşılıklı eğitim demek. Hoca öğrenciyi, öğrenci hocayı
eğitecek." |
 |
"Öğrencinin
yüzü olmamalıdır" mı diyorsunuz? Öğrencinin burnunu ağzını,
saçlarını, yanaklarını, eğenler mi (eğiticiler mi) çizmelidir?
öğrencinin yüzü olacaksa ne kadar olmalıdır? Yanıt, öğrenciye
göre değişir mi?
Bu soruların genel yanıtlarının olabileceği eğitim teorileri
tüylerimi diken diken edebilir. Eğitici İle eğitenin diyalogunda,
içinde bulundukları durumdan, eğitimin amaçlarından bağımsız
teoriler üretmek tehlikeli. Bundan dolayı, eğitim, eğiticilik
bir sanat. Yaratıcılık isteyen. Varsa, genel İlkelerin özel
durumlara ustalıkla uygulanmasını gerektiren.
Eğitim,
bir eğitişimdir. Savım bu! Eğitişim sözcüğü, Türkçe'de "eytişim"!
(dialektik) çağrıştırıyor. Bir başkası söylememişçe, ilk kez
ben kullanıyorum. Eğitişim, karşılıklı eğitim demek. Hoca
öğrenciyi, öğrenci hocayı eğitecek. Bizde eğip bükenin hoca
olması gerektiği sanılır. Peki, hoca eğitilmeyecek mi? Hocayı
kim eğitecek? Başka hocalar? Nasıl? "Hizmet içi"
kurslarla mı? Hoca öğretirken öğrenmeyecek mi? Hoca öğrencilerin
sorularından, eleştirilerinden zenginleşmeyecek mi? Öğrencilerin
de ona öğretebileceğini, onu eğitebileceğini, biçimleyip yola
sokabileceğini hiç düşünmeyecek mi?
Eğitişim,
karşılıklı eğitim, iletişime açık olmayı gerektirir. İletişime
açıklık, doğruyu, güzeli, haklıyı birlikte aramaya hazır olmakla
başlar.
Öğrenciye
saygıyı, onunla araştırılan konulardaki sorunlar üstüne gerektiğinde
uzlaşmayı, gerektiğinde eleştiriyi, düşünce ayrılıklarına
katlanmayı gerektirir. Ezilip hırpalanarak adam edilmeye çalışılan
öğrenciden ne öğrenebilirsiniz? Aşağıladığınız öğrenciden
sizi eğitmesini bekleme hakkınız var mı? Bir öğrenci sizi
eğitemiyorsa, öğrenciniz değildir! (Aşırı görünen bir yargı!
Yine de, sınamalı ve sonuca bakmalıdır!)
Yıllar
sonra karşılaştığınız öğrencinizi hatırlamıyorsunuz. Ona "Sizi
hatır-layamadım; büyük olasılıkla bana bir şey öğretmediniz.
Öğretmiş olsaydınız hatırlardım. Hocalarımı unutmam çünkü!"
diyorsunuz.
İçinizde
deneyimli hocalar varsa, bana kızacaktır. "Atıyorsun
hoca", diyeceklerdir; "Nerede bize bir şey öğretecek
öğrenciler? Onlara en basit şeyleri belletinceye kadar göbeğimiz
çatlıyor; sen tutmuş, eğiten, öğreten öğrenciden söz ediyorsun!"
Öğrenciyi sizi eğitecek "kıvama" getirememişsiniz,
sayın hocam diyeceğim ben de. Siz, öğrencilerin ilgisizliğinden,
eğitim düzeninin bozukluğundan, kitapların kötülüğünden, sınıfların
kalabalıklığmdan dem vuracaksınız. Haklısınız. Benim de beni
eğiten öğrencilerim "pek" olmadı. Ama neden olmasın
ki? Yeterince hazır mıyız onların eğitimine? Sanmıyorum.
Eğitim,
eğitişim olamadığı için, değirmenler çalışıyor ve "adam
öğütmeler" başlıyor. Siz öğrencinizi, öğrenciniz sizi
öğütüyor, öğütüşüm sürüyor.
Hiç
değilse öğütüşüm, "öğütleşim"e dönüşse, karşılıklı
öğütleşmeye? Öğüt vererek, eğitim olamaz diyeceksiniz. Peki,
başka türlü mü yürütüyoruz eğitimi? öğütümün, öğütlemenin
dışında?
Öğrenci
de kim oluyor; üç kuruşluk bilgisiyle mi beni eğitecek? Siz
bu soruyu soran bir tavır içinde olduğunuz sürece öğrenciden
öğrenmeniz olanaklı değildir.
Eğitişimi
başaran eğiticilerimiz vardır. Bu eğitimcilerimizle eğitişime
geçmemiz gerekmez mi? Eğitimi eğitişime dönüştürmeye çabalamak
yerine, eğitimi eğleşmeye mi çeviriyoruz? Oyalanmaya, durduğumuz
yerde durmaya?
Eğitişim
eğiticinin kendisiyle sağlıklı iletişimini de gerektirir.
Kendi kendini eğitemeyenden, kendisiyle eğitişimi olmayandan
eğitişimcilik beklenebilir mi?
Şu
eğitim sözünü değiştirsek mi? Eğitişim sözcüğüne de gerek
kalmaz o zaman. Eğip, eğdirip, yamultup, yassılaştırıp, genç
insana saygısızlık ederek, geleceğin saygısız insanlarını
yetiştirmiş olmuyor muyuz? Dikitim mi desek? Eğmiyoruz da
"dik" tutuyoruz anlamında? Ya da daha anlamlı bir
sözcük? İncitmeyen inceliklerin çiçek açabildiği bir dünya
için.
|