ahmet inam yazıları
bilmece çözme becerisi
eğitimin sorgulanması
 
Eğitişim mi, Öğütüşüm mü?
Prof. Dr. Ahmet İnam
 
 

Eğitimimiz eğmekle öğmek arasına mı sıkışmış? Eğitiyoruz, eğitiyoruz ki adam edelim; eğiyoruz ki yola sokalım? Doğru olan yola. Haklı olan yola. Daha önce kuralları konmuş olan yola. Yoksa eğiriyor muyuz? Yün ya da pamuktan iplikler elde etmeye mi çalışıyoruz? İplikleri dokumaya mı? Dokutma mıdır, eğitmek? Öğerek, öğrenci dalkavukluğu ile mi eğitimi yürütelim?

Bana "eğitim" sözcüğü hep "tuhaf" gelmiştir. Bu "tuhaflık" ürkütücü bir tuhaflıktır. Boyun mu eğdiriyoruz? Latin kökenli dillerde kullanılan "éducation", "education" sözcüklerinde de, "yol göstermek", "sevk etmek", "kılavuzluk yapmak" anlamlarına karışmış "yönlendirme", itip, çekip, "yola koyma", "yola getirme" iması yok mu? (Almanca'daki "Er-ziehung"u düşünürsek , ve "ziehen" i "çekmek" olarak anlarsak!)

Diyeceksiniz ki bu doğal! Cahil, şaşkın ya da masum, bilgisiz biri geliyor. Yol gösterip, onu bilgilendirecek, onu "şekle" sokacaksınız. "Şekle sokmak" "zorla olur. Öğrenciyi kendi haline bırakırsanız, serseri olur, "havai" olur. Eğitim bir çiledir. Sıkıntı çekilecektir ki öğrenme, biçimlenme tam olsun! Eğiteceğimiz kişi "biçimi olmayan", "düz" belki de "dümdüz", yola girmemiş biridir. Öyle olmasaydı, eğitilmeye "talebi" olmazdı; talebe olamazdı! Öğrenci, eğitilirken eğilmelidir; biçimlenmeye hazır olmalıdır! Yoksa, öğrenemez; gelişemez! Sürekli "talim" ettirmeli, ona "olumlu" alışkanlıklar, "istendik" davranışlar kazandırılmalıdır.

"Eğitişim, karşılıklı eğitim demek. Hoca öğrenciyi, öğrenci hocayı eğitecek."

"Öğrencinin yüzü olmamalıdır" mı diyorsunuz? Öğrencinin burnunu ağzını, saçlarını, yanaklarını, eğenler mi (eğiticiler mi) çizmelidir? öğrencinin yüzü olacaksa ne kadar olmalıdır? Yanıt, öğrenciye göre değişir mi?
 
Bu soruların genel yanıtlarının olabileceği eğitim teorileri tüylerimi diken diken edebilir. Eğitici İle eğitenin diyalogunda, içinde bulundukları durumdan, eğitimin amaçlarından bağımsız teoriler üretmek tehlikeli. Bundan dolayı, eğitim, eğiticilik bir sanat. Yaratıcılık isteyen. Varsa, genel İlkelerin özel durumlara ustalıkla uygulanmasını gerektiren.

Eğitim, bir eğitişimdir. Savım bu! Eğitişim sözcüğü, Türkçe'de "eytişim"! (dialektik) çağrıştırıyor. Bir başkası söylememişçe, ilk kez ben kullanıyorum. Eğitişim, karşılıklı eğitim demek. Hoca öğrenciyi, öğrenci hocayı eğitecek. Bizde eğip bükenin hoca olması gerektiği sanılır. Peki, hoca eğitilmeyecek mi? Hocayı kim eğitecek? Başka hocalar? Nasıl? "Hizmet içi" kurslarla mı? Hoca öğretirken öğrenmeyecek mi? Hoca öğrencilerin sorularından, eleştirilerinden zenginleşmeyecek mi? Öğrencilerin de ona öğretebileceğini, onu eğitebileceğini, biçimleyip yola sokabileceğini hiç düşünmeyecek mi?

Eğitişim, karşılıklı eğitim, iletişime açık olmayı gerektirir. İletişime açıklık, doğruyu, güzeli, haklıyı birlikte aramaya hazır olmakla başlar.

Öğrenciye saygıyı, onunla araştırılan konulardaki sorunlar üstüne gerektiğinde uzlaşmayı, gerektiğinde eleştiriyi, düşünce ayrılıklarına katlanmayı gerektirir. Ezilip hırpalanarak adam edilmeye çalışılan öğrenciden ne öğrenebilirsiniz? Aşağıladığınız öğrenciden sizi eğitmesini bekleme hakkınız var mı? Bir öğrenci sizi eğitemiyorsa, öğrenciniz değildir! (Aşırı görünen bir yargı! Yine de, sınamalı ve sonuca bakmalıdır!)

Yıllar sonra karşılaştığınız öğrencinizi hatırlamıyorsunuz. Ona "Sizi hatır-layamadım; büyük olasılıkla bana bir şey öğretmediniz. Öğretmiş olsaydınız hatırlardım. Hocalarımı unutmam çünkü!" diyorsunuz.

İçinizde deneyimli hocalar varsa, bana kızacaktır. "Atıyorsun hoca", diyeceklerdir; "Nerede bize bir şey öğretecek öğrenciler? Onlara en basit şeyleri belletinceye kadar göbeğimiz çatlıyor; sen tutmuş, eğiten, öğreten öğrenciden söz ediyorsun!" Öğrenciyi sizi eğitecek "kıvama" getirememişsiniz, sayın hocam diyeceğim ben de. Siz, öğrencilerin ilgisizliğinden, eğitim düzeninin bozukluğundan, kitapların kötülüğünden, sınıfların kalabalıklığmdan dem vuracaksınız. Haklısınız. Benim de beni eğiten öğrencilerim "pek" olmadı. Ama neden olmasın ki? Yeterince hazır mıyız onların eğitimine? Sanmıyorum.

Eğitim, eğitişim olamadığı için, değirmenler çalışıyor ve "adam öğütmeler" başlıyor. Siz öğrencinizi, öğrenciniz sizi öğütüyor, öğütüşüm sürüyor.

Hiç değilse öğütüşüm, "öğütleşim"e dönüşse, karşılıklı öğütleşmeye? Öğüt vererek, eğitim olamaz diyeceksiniz. Peki, başka türlü mü yürütüyoruz eğitimi? öğütümün, öğütlemenin dışında?

Öğrenci de kim oluyor; üç kuruşluk bilgisiyle mi beni eğitecek? Siz bu soruyu soran bir tavır içinde olduğunuz sürece öğrenciden öğrenmeniz olanaklı değildir.

Eğitişimi başaran eğiticilerimiz vardır. Bu eğitimcilerimizle eğitişime geçmemiz gerekmez mi? Eğitimi eğitişime dönüştürmeye çabalamak yerine, eğitimi eğleşmeye mi çeviriyoruz? Oyalanmaya, durduğumuz yerde durmaya?

Eğitişim eğiticinin kendisiyle sağlıklı iletişimini de gerektirir. Kendi kendini eğitemeyenden, kendisiyle eğitişimi olmayandan eğitişimcilik beklenebilir mi?

Şu eğitim sözünü değiştirsek mi? Eğitişim sözcüğüne de gerek kalmaz o zaman. Eğip, eğdirip, yamultup, yassılaştırıp, genç insana saygısızlık ederek, geleceğin saygısız insanlarını yetiştirmiş olmuyor muyuz? Dikitim mi desek? Eğmiyoruz da "dik" tutuyoruz anlamında? Ya da daha anlamlı bir sözcük? İncitmeyen inceliklerin çiçek açabildiği bir dünya için.

 
 
eğitişim / bilgi ağacı / ana sayfa / iletişim