|
Nobel ödülü alan fizikçi Richard FeynmanBirezilya'dayken
Portekizce öğrenmiş ve derslerinide Portekizce vermeye başlamış.
Amerika Birleşik Devletleri'ne döndüğünde, onun bu dil becerisini
duymuş olan bir meslekdaşı tarafından bir partiye çağrılmış.
Ona küçük bir oyun oynamak isteyen arkadaşı, Feynman'ın Çince'den
anlamadığını bildiği için konuklarından birine bir ricada
bulunmuş ve ondan Feynman'ı Çince selamlamasını istemiş. Herşeyden
habersiz Feynman partiye geldikten sonra herkesle selanlaşmaya
başlamış. Sonunda Çinli konuğa gelmiş sıra. "Ai, choong,
ngong jia." diye selamlamış onu Çinli konuk, eğilerek.
Feynman ise kendinden emin bir tavırla bu selama karşılık
vermiş: "Ah, ching, jong, jien."
"Aman Tanrım!" diye haykırmış diğeri, oynamakta
olduğu oynu unutarak. "Bunun başıma geleceğini biliyordum.
Ben Mandarin lehçesiyle konuşuyorum; o da Kanton!"
Princeton'da verilen bir partideki fizikçilerden
birinin sürekli olarak defterine birşeyler yazdığını gören
Einstein ona ne yaptığını sormuş. "Aklıma iyi bir fikir
geldiğinde, onu unutmayacağımdan emin olmak istiyorum,"
diye cevaplamış onu fizikçi. "Size de tavsiye ederim.
Oldukça işe yarıyor."
Einstein hüzünlü bir ifadeyle başını iki yana sallamış ve
demiş ki, "Benim işime yarıyacağından o kadar da emin
değilim. Hayatım boyunca topu topu iki-üç tane iyi fikrim
oldu."
Atomik çağın öncülerinden biri olan Niels
Bohr'u ziyarete gelen bir arkadaşı; açık ucu yukarıya gelecek,
böylecede şansı içinde tutacak şekilde duvara dikkatle çivilenmiş
bir atnalı görünce çok şaşırmış. Hemen Bohr'a dönmüş: "Atnalının
şans getirdiği hakkındaki bütün o saçmasapan batıl inançlara
sen de inanmıyorsundur umarım."
"Elbette inanmıyorum," diye cevaplamış onu Bohr.
"Ama dediklerine göre inanmasan bile şans getiriyormuş."
Birçok başarısının yanında dijital bilgisayarın
da tasarımcısı matematikçi John von Neumann, hayata olan bağlılığıyla
tanınıyorsa da araba kullanmadaki ustalığıyla tanınmıyordu.
Princeton'daki İleri Araştırmalar Enstitüsü'de bulunduğu sıralar,
arabasını sürekli olarak aynı yere çarpması nedeniyle kavşaklardan
birine Von Neumann Köşesi adı verilmişti. Arkadaşlarına göre
bu talihsizliğin nedeni, onun şarkı söylemeyi çok sevmesi
ve direksiyonu sürekli olarak müziğin ritmine göre kıvırması.
Von Neumann, muzipliği de seven biriymiş.
Bir keresinde Einstein'a, kendisini Pirinceton Tren İstasyonu'na
kadar arabayla götürüp New York trenine bindirmeyi teklif
etmiş. Einstein kazasız belasız trene binmeyi başarmış. Ama
tren -Von Neumann'ın bildiği üzere- ters yönde yol alıyormuş.
1890'da Oxford'da yapılan bir sözlü sınavda,
hoca, azimli öğrencisine elektriğin ne olduğunu bilip bilmediğini
sormuş. "İnanın efendim, elektriğin ne olduğunu öğrendiğimden
eminim ama unutmuşum," diye cevaplamış onu öğrenci, heyecanla.
"Bak işte bu çok yazık," demiş sınavı yapan hoca,
pek de etkilenmiş görünmeksizin. "Elektriğin ne olduğunu
bilen yalnızca iki kişi var. Biri Evrenin Yaratıcısı, biri
de sen.Ve işte bu ikisinden bir tanesi unutmuş bile."
|