|
KEYFİ BİLİR DAYI
İLE EĞLENCELİ DAKİKALAR EĞLENCELİ PAYLAŞIMLAR İÇİN... DERDİNİZİ YAZIN, DERMANINI DAYINIZ SÖYLESİN...
BUYURUN !
|
|
| |
| :::...:::....::...:: |
| |
 |
| |
 |
| |
|
| |
| |
| |
| |
|
| |
|
| |
Bu Nasıl Memleket?
Nasreddin Hoca, bir kış günü köye gitmek için yola çıkar. Her taraf buz tutmuştur. Birden çevresini köpekler sarar. Taş almak için eğilir. Ama hangi taşa el atsıysa bir türlü yerinden kıpırdatamaz.
Köpeklere bakarak elini açar:
-"Ey Allah'ım bu nasıl memleket? Taşları bağlayıp köpekleri salmışlar.
|
|
 |
...::: Çoğu zaman çok çalıştığımız halde bir türlü istediğimiz başarıya ulaşamayız. Herkes ne yapıyorsa biz de onu yapıyoruzdur oysa; "çok çalışıyor"uzdur. Durmadan soru çözeriz, "örnek soru çözümlü" testleri yaparız; yok bir türlü olmaz. Hep planlar yapar, olmadı "yeni planlar" yaparız, yok yine olmuyor.
|
On altı yıl önce, Charles Gray bir milyonerdi. Üniversitede profesör
olarak çalışıyordu. Eugene/Oregon'un merkezinde altı yatak odalı koca
bir malikanesi vardı. Bugün hiçbir şeyi yok...
|
 |
 |
...::: Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde, cinler cirit oynarken eski hamam içinde, seyreden, seyran eden çokmuş ama, çok demesi günahmış. Akıllısı, uslusu da varmış ama, bizden daha delisi yokmuş. Ne ise, hoppala hoptan, sana bir sınav hazırladım, makas kesmez, kalem yazmaz bir top kağıttan. Soruları akıl öğütür, cevapları delirtir. Ne aslı var, ne astarı ama, girersin gene hiç yoktan. Alırsın bir diploma ama, ne yazın korur seni sıcaktan, ne kışın soğuktan; ölürsün açlıktan. Yaşa yağmura gelmez ama, sen korursun onu hem hırlıdan, hem hırsızdan.
|
"Çocuklar muhteşem Allah'ım" diyen Dağlarca'ya yürekten katıldık. Muhteşem varlıklarla, muhteşem bir oyunu başlattık. "Bu dünyaya sevi için" gelmiştik, sevgi baştacımızdı. Dipsiz bir karadelik gibi tüm değerleri yutan dünyanın ve zamanın tam ortasına dikilip "Size ve 'aşınmış' yarınlara bırakmayacağız sevgiyi." diye meydan okuduk.
|
 |
 |
Bazı temel noktalardaki yanlışlıklar farkedilmezlerse tüm yaşamımıza yayılır ve onu kontrol eder. Öyleki onun etki alanlarını ve sınırlarını kestiremez, farkedemez bir hâle geliriz. Hiç ummadığımız noktalarda bize zarar verebilir, hiç beklemediğimiz yönlerden bizi olumsuz doğrultulara sürükleyebilir. Oysa buna sebep olan en baştaki “küçük” dikkatsiz yaklaşımımız, “küçük” bilgi eksikliğimizdir. Ama sonuç bizi bir felakete sürükleyebilir. Bir bakarsınız ki işin doğrusundan tamamen uzaklaşılmış, bu “küçük” yanlış yaklaşım neredeyse toplumun tümüne hakim oluvermiştir.
|
|
| |
|