|
KEYFİ BİLİR DAYI
İLE EĞLENCELİ DAKİKALAR EĞLENCELİ PAYLAŞIMLAR İÇİN... DERDİNİZİ YAZIN, DERMANINI DAYINIZ SÖYLESİN...
BUYURUN !
|
|
| |
| :::...:::....::...:: |
| |
 |
| |
 |
| |
|
| |
| | Yüzüklerin Efendisi ve Simya Mahmud Shelton |
|
| |
|
| |
|
|
| |
|
 |
Başarıda zekanın "tekbaşlı" önemine inanma, zeka ile ilgili klasik teorilerin etkisiyle oluşan bir bilgi eksikliği ve yanlışlıktan kaynaklanmaktadır. Bu durum, alışkanlıkla söylenegelen ve başarıyı engelleyen önyargılı bir sınıflandırmayı da beraberinde getirmiştir. Kişileri "ileri, geri ve orta zeka" olarak tanımlayıveren bu önyargı zeka gerçeğini farkedip onu işletmek konusunda hiç bir işe yaramadığı gibi, başarıya götürücü çabayı da yoketmektedir. Zeka boru değildir, böyle kaba bir genellemeyle ölçülemez.
|
...::: Her sayısı başka bir dosya konusuyla yayımlanan Zil ve Teneffüs Dergisi'nin bu sayısında "Barış Eğitimi " konusu ele alınmış. Bu ayki dosyaya Ali Ömer Akbulut da "OyunaÇağrı: Evdeki Bulgur herkese Yeter" başlıklı bir yazıyla katılmış. Pek çok akademisyen ve eğitimcinin yazılarının yer aldığı Zil ve Teneffüs Dergisi'nin Genel yayın yönetmeni sosyolog Kemal İnal. "Birlikte ve Başka bir eğitim dergisi için" üst duyurusuyla çıkan dergi eğitime eleştirel yaklaşmayı deniyor.
Dergiye zilveteneffus@yahoo.com elektronik posta adresinden ulaşılabilir.
|
 |
 |
Almanya'da 18 yaşın altındaki çocukların
oluşturduğu bir grup, çocuk haklarını korumak için çalışıyor. Regenbogen
(Gökkuşağı) isimli bir dergi çıkartan bu çocuklar, bildiri ve afişler
de hazırlıyorlar. Hazırladıkları afişlerden birisi büyüklerin çocuklara
en fazla söyledikleri sözlerin listesinden oluşuyor. Büyümek, bazı
değerlerin yok olması anlamına gelmemeli elbette. Ne yazık ki büyüdükçe
kirleniyor insanların dünyaları. Her şeyin yaratılıştan sahip
olunan parlaklık ve temizliğinde sürdüğü çocukların dünyasında insanca
ve hakça olmayan birşey bulamayız oysa. Onlar bu parıltıları arasında
büyüklerin giderek karmaşıklaşan ve kirlenen dünyalarını kendilerince
ama büyüklerin dilinden ifade ediyorlar her zaman. Almanya'da Gökkuşağı
çocukları da büyüklerin dünyasını onların dillerinden ifade etmişler.
Okuduğunuzda göreceksiniz ki dünyanın hiçbir yerinde "şu büyükler!"
değişmiyorlar. Bakalım bunlara sizin ekleyeceğiniz birşey olacak
mı?
|
Bazı temel noktalardaki yanlışlıklar farkedilmezlerse tüm yaşamımıza yayılır ve onu kontrol eder. Öyleki onun etki alanlarını ve sınırlarını kestiremez, farkedemez bir hâle geliriz. Hiç ummadığımız noktalarda bize zarar verebilir, hiç beklemediğimiz yönlerden bizi olumsuz doğrultulara sürükleyebilir. Oysa buna sebep olan en baştaki "küçük" dikkatsiz yaklaşımımız, "küçük" bilgi eksikliğimizdir.
|
 |
 |
...::: Ekim 2004'te Frankfurt'ta düzenlenen "Dünya Kitap Fuarı"nda, bütün katılımcıların teveccühüne mazhar bir ihtiyar delikanlının, kendisine tahsis edilmiş büyük salonda sergilediği el yapımı maketlerin arasında, çevik ve diri hareketlerini hayretle takip ediyordum. Bu gayretin altında yatan bilim aşkının nasıl bir şey olduğunu, Türkiye'de yaşayan meslektaşlarının asla anlayamayacaklarını, STV Frankfurt mesulü Savaş Genç'in onunla röportajına şahit olunca daha iyi fark ettim.
|
Sürekli olarak bana "öğren" diyen bir kültür içine doğmuşum ve öğrenmenin erdemlerinden söz ediyorlar. Üstelik öğrenmenin değil, öğrenmeyi öğrenmenin erdeminden söz ediyorlar, bu sırayı çok artırabilirim de, "öğrenmeyi öğrenmeyi, öğrenme" diye böyle devam edebilir. Eğer, bu bir çeşit pragmatik bir kurnazlık ise, çağımıza çok uygun olduğunu düşündüğüm; o zaman, öğrenmeyi öğrenme ile herhangi bir öğrenme tarzı arasında hiçbir fark söz konusu olmayacak demektir; çünkü, öğrenmeyi öğrenme, bir maymuncuk gibi her kapıyı açan bir öğrenme biçimi olacaktır.
|
 |
|
Bu Nasıl Memleket?
Nasreddin Hoca, bir kış günü köye gitmek için yola çıkar. Her taraf buz tutmuştur. Birden çevresini köpekler sarar. Taş almak için eğilir. Ama hangi taşa el atsıysa bir türlü yerinden kıpırdatamaz.
Köpeklere bakarak elini açar:
-"Ey Allah'ım bu nasıl memleket? Taşları bağlayıp köpekleri salmışlar.
|
On altı yıl önce, Charles Gray bir milyonerdi. Üniversitede profesör
olarak çalışıyordu. Eugene/Oregon'un merkezinde altı yatak odalı koca
bir malikanesi vardı. Bugün hiçbir şeyi yok...
|
 |
|
| |
|